Sağlık

Sayaç

?max-results=10">Featured Games Today');
?max-results="+numposts2+"&orderby=published&alt=json-in-script&callback=showrecentposts2\"><\/script>");

İşte hem hızlı hem ekonomik yeni Uydunet tarifeleri

31 Ara 2011

İnternet hizmeti veren Uydunet Tarifeleri güncellendi. 'Hem hızlı hem ekonomik bağlantı' sloganı ile hizmet veren Uydunet'teki yeni tarifeler ve diğer detaylar haberimizde.

Türkiye'de TurksatKablo tarafından sunulan Uydunet hizmetinde tarifeler ve seçenekler yenilendi. Daha önce olmayan 10 Mbps tarifeler eklenirken, bu tarifeler için 20, 40 ve 80GB'lık kota seçenekleri oluşturuldu.

Buna göre 10 Mbps 20 GB kotalı internet hizmeti 39 TL'ye, yine aynı hız 40 GB kotalı internet 49, 80 GB kotalı internet ise 59 liraya yükseldi. Kota aşım ücreti ise 3TL olan tarifeler yeni yıldan itibaren geçerli olacak.

Bütün tarifelerin hepsinde upload miktarı 1 Mbps olarak belirlendi.

Basın bülteninden derlenmiştir

Su Kayağı Sporu nedir, nasıl oynanır, kuralları nelerdir, malzemeleri nelerdir?

26 Ara 2011

Ayağa takılı kayaklar yardımıyla, hızla giden bir teknenin arkasına bağlı olan halata tutunarak su üstünde kaymaya dayanan açık hava sporudur. Sukayağı sporunun ilham kaynağının, karda atlar tarafından çekilen kayakçılar olduğu sanılmaktadır.

İlk kez 1925 yılında ABD'li Fred Walter bu spor dalının patentini aldı. Gerçek anlamda bir spor olarak ilk kez denenmesi ise 1920'li yıllarda ABD'li Ralph Samuelson tarafından yapıldı. 1930'lu yıllarda, başta ABD olmak üzere, Avusturalya, İngiltere ve Fransa'da yaygınlaştı, 1946'da ise, dünya çapındaki en önemli karar ve yönetim organı Dünya Sukayağı Birliği "World Waterski Union" (WWSU) kuruldu. 1949 yılında sukayağında ilk Dünya Şampiyonası yapıldı; daha sonara bu şampiyona düzenli olarak sürdürüldü.

SUKAYAĞI

Sukayağının ülkemizdeki gelişimine bakacak olursak, 1980li yıllarda başlamış olduğunu görürüz. İlk uluslar arası yarışmalar 1998 yılında yapılmıştır. Kayağın yaygın bir kış sporu olduğu bu yıllarda, karda atlar tarafından çekilen kayakçıların katıldığı yarışmalardan esinlenen Fransızlar, suyun üstünde de kayılabileceğini keşfettiler.

Su kayağı yapan sporcu, genişliği kar kayağından biraz daha fazla olan bir ya da iki kayak kullanır . Bu kayaklar tahta, alüminyum ya da camyününden yapılır. Su kayağının altında, topuk tarafına yakın sabit bir yüzgeç vardır. Akrobatik hareketlerin yapıldığı artistik su kayağında ise kullanılan kayakların altı düzdür. Bu, kayakçının 360°'lik bir tam dönüş yapmasına olanak verir.
Uzunluğu yaklaşık 170 cm, genişliği 20 cm olan kayakların üzerinde ayakta ve dik duran sporcu 23 metre uzunluğunda bir halatın ucundaki ahşap tutamağı sıkıca kavrar. Halat motorlu bir teknenin arkasına bağlıdır. Saatte en az 24 km hızla giden bu tekne hafifçe geriye kaykilan kayakçıyı çeker.

Slalom su kayağı yarışmalarında, parkur üzerinde çaprazlama yerleştirilmiş altı tane şamandıra bulunur. Tekne değişmez bir hızla düz bir çizgi izleyerek şamandıraların arasından geçerken, sporcu zikzaklar çizerek tek tek her şamandıranın dışından dolaşır.

Bir başka su kayağı türü atlamadır. Bu yarışmada kayakçı teknenin arkasında bıraktığı dalgayı çaprazlama geçerek yüksekliği 1,8 metre, uzunluğu 7,3 metre kadar olan kaygan bir rampadan atlar. Usta kayakçılar hızı saatte 56 km kadar olan bir tekneyle 50 metreye varan atlayışlar yapabilir. Uçurtmayla su kayağı uygun rüzgâr koşullarında hafif ve geniş bir uçurtma aracılığıyla yapılır. Kayakçı suyun üstünde havalanarak, kendini çeken teknenin arkasında su yüzeyinden 30 metreye kadar yükselebilir.

Günümüzde birçok ülkede su kayağı kulüpleri vardır. Uluslararası su kayağı yarışmaları Dünya Su Kayağı Federasyonunca (IWSF) düzenlenir. Su kayağı gölde ve durgun denizlerde yapılan bir spordur. Soğuk iklimlerde kayakçılar koruyucu özel giysiler giyer. Suda batmayan bu giysiler, kayakçının kayaklarını takarken suyun yüzünde kalmasına da yardımcı olur.
Ne kadar iyi bir yüzücü olunursa olunsun, su kayağı yaparken mutlaka cankurtaran yeleği giyilmelidir. Cankurtaran yeleği batmayı engellediği gibi düşmelere karşı da vücudu korur.

KABLOLU SUKAYAĞI

Kablolu Su Kayağı her yaştan insanın rahatlıkla yapacağı, vücudun tüm kaslarını çalıştıran bir spordur. Temel prensibi su kayağı ile aynıdır. Su kayağından farkı sporcuları çekmekte kullanılan mekanizmadır. Su kayağında sürat motorları kullanılırken, Kablolu Su Kayağında ise elektrikli bir motorla çalışan telesiyej kullanılmaktadır.


İki disiplini karşılaştıracak olursak su kayağında başlangıçtaki çekiş ivmesi fazla olmadığından dengede kalınması, dolayısıyla öğrenilmesi daha güçtür. Kablolu Su Kayağında ise sporcu eşit hızla çekildiğinden kolaylıkla dengede kalıp öğrenebilir. Bunun yanında Kablolu Su Kayağında elektrik motoruyla aynı anda 12 kişi kayabilir. Fakat sürat motoruyla yapılan su kayağında 1 veya 2 kişi ile sınırlıdır.

Ekonomik olarak kıyaslandığında ise Kablolu Su Kayağının çok büyük avantajı vardır. Ayrıca Kablolu Su Kayağı çevre dostu bir spordur. Elektrikle çalıştığı için çevreyi egzoz, yağ ve türevi atıklarla kirletmediği gibi her kayak operasyonu suya yılda 9 ton oksijen kazandırıyor. Ülkemizde kirlilik yüzünden bir çok gölde yaşamın azaldığı, bu göllerin ekonomik açıdan atıl duruma geldiği düşünülürse, bu sporun yaygınlaşmasının önemi ortaya çıkacaktır. Kablolu Su Kayağı hem ekonomik hem de ekolojik açıdan çevreye canlılık getiren bir projedir.

Bugün Almanya'da 54, Fransa'da 13, Hollanda ve İngiltere'de dokuzar ve İspanya'da 3 adet Kablolu Su Kayağı tesisi bulunmaktadır. Dünya genelinde ise 150 Kablolu Su Kayağı tesisi bulunmaktadır.

Kablolu Su Kayağı bir iki saat gibi kısa bir sürede öğrenilebilir ve bu nedenle yeni başlayanlara da başarı hissini yaşatır. Slalom yapma, rampadan atlama, çıplak ayak kayma ve günden güne popüler olan wakeboard kayma ile dayanıklılık ve beceri kazanılır. Kablolu Su Kayağı yapmak için yaş sınırlaması yoktur. 5 yaşından 80 yaşına kadar herkes bu sporu rahatlıkla yapabilir. Kablolu Su Kayağı en güvenli sporların başında gelen bir spordur.

SLALOM SUKAYAĞI

Slalom parkuru 259 metre uzunluğundadır ve her sporcunun geçebileceği 6 duba bulunur. Başlangıç ve bitiş çizgisinde de dubalar vardır ve bunlar, diğer dubalardan farklı renktedir. Çıkış kapısıyla ilk duba arası ve son duba ile bitiş arası 29 metredir. Parkur dubaları arasındaki mesafe ise 47 metredir. Sürat teknelerinin dubalar arasında giderken geçecekleri çizgiyi gösteren dubalar arası ise 2.5 metredir. Başlangıç ve bitişin 140-180 metre gerisinde dönüşlerin yapılacağı dubalar da bulunur.

Sporcu, slalom parkuru boyunca çekilir ve 6 dubayı dışarıdan geçip çıkış kapısına ulaşır, geri döner ve aynı şeyi tersten yapar. Sporcular elemelerde 3 hakka sahiptir, finale kalırlarsa 3 hak daha kazanırlar. Her hak için halat boyu biraz daha kıslatılır. Bir dubayı geçmek için kayakçı, dubanın ya tamamının ya da bir bölümünün dışından geçmelidir. Bir parça içeriden geçiş sayılmaz. Her hak, duba kaçırılınca veya kapı kaçırılınca sona erer.

Google Güneş Enerjisine Yatırım Yapıyor

Arama motoru şirketi yaptığı bu 94 milyon dolarlık yatırım sonucunda, daha önce yenilebilinir enerji projelerine yaptığı yatırımlarla birlikte toplam 915 milyon dolar yatırım yapmış oluyor.

Google, Recurrent Energy adlı güneş enerjisi geliştiren şirketin, dört ayaklı bir güneş enerjisi projesine 94 milyon dolar yatırım yapacağını açıkladı. Bu sabah blog yazısı halinde yaptığı açıklamada Google, yaptığı yatırım ile ilgili şunları söyledi: “Bu yıl yaklaşık 10.000 ev sahibinin çatılarına güneş panelleri yerleştirebilmeleri için maddi destek sağlamış bulunuyoruz. Fakat yaptığımız bu son yatırım, sadece bireysel çatılar için değil, tüm Amerika’daki büyük ölçekli güneş enerjisi santrallere yaptığımız yatırımları temsil eden ilk yatırımdır. Bu projeler toplamda 88 MW, yani 13.000 hane tarafından tüketilen elektriğe eşit derecede enerji üretme kapasitesine sahipler.”

Bu proje ile üretilen enerji, Sacramento bölgesinde inşa edilecek üç farklı proje için kullanılarak, 2012 yılının başlarında tamamlanması planlanıyor. Dördüncü proje ise senenin daha sonlarında tamamlanacak.

2011 Yılının En iyi 10 Filmi Seçildi !

Sinema eleştirmenleri yılın en iyi filmlerini ntvmsnbc için seçti. İşte 2011'in en iyi 10 filmi...

ntvmsnbc her yıl olduğu gibi 2011'in sonunda da en iyileri derledi. Sinema eleştirmenlerinden oluşan ntvmsnbc sinema jürisi en iyi 10 filmi okurları için seçti.

Bağımsız sinema ve dünya sinemasından yapımların ağırlıkta olduğu listede sadece bir tane yerli film bulunuyor.

İşte 10'dan geriye doğru 2011'de gösterime giren en iyi 10 film:

10 - Paris'te Gece Yarısı (Woody Allen)
9 - Bisikletli Çocuk (Jean-Pierre Dardenne - Luc Dardenne)
8 - İmkansızın Şarkısı (Anh Hung Tran)
7 - Gerçeğin Parçaları (Debra Granik)
6 - Siyah Kuğu (Darren Aronofsky)
5 - Benim Adım Aşk (Luca Guadagnino)
4 - Ömrümüzden Bir Sene (Mike Leigh)
3 - Hugo (Martin Scorsese)
2 - Bir Zamanalar Anadolu'da (Nuri Bilge Ceylan)
1 - Bir Ayrılık (Asghar Farhadi)

İlk 10, sinema eleştirmenlerinin kişisel listelerinin ortalaması alınarak oluşturuldu.

JÜRİ
*Mehmet Açar, Habertürk
*Senem Aytaç, Altyazı
*Cüneyt Cebenoyan, BirGün
*Hasan Cömert, ntvmsnbc
*Engin Ertan, Sinema
*Emrah Kolukısa, NTV
*Kutlukhan Kutlu, Sinema
*Sevin Okyay, NTV
*Murat Özer, Arka Pencere
*Uğur Vardan, Radikal

(Ntvmsnbc)

Ata Demirer’in merakla beklenen yeni filmi ’Berlin Kaplanı’nın fragmanı yayınlandı. - Video

25 Ara 2011

Ata Demirer’in merakla beklenen yeni filmi ’Berlin Kaplanı’nın fragmanı yayınlandı.

Eyvah Eyyvah filmiyle 2011 rekortmeni Ata Berlin Kaplanı’nda rekora koşmak istiyor. Berlin Kaplanı 27 Ocak sinemalar’da.Berlin Kaplanı Fragman Boksör Ata Demirer Ata Demirer son filmi Berlin Kaplanı da Almanya’da boksörlük yapan bir Türk’ün hikayesini anlatıyor.

Ayhan Kaplan Berlin’de yaşayan, geçimini boksörlük ve bodyguardlık yaparak sağlayan bir Türk vatandaşıdır. Ayhan (Ata Demirer) ve antrenörü Cemal (Tarık Ünlüoğlu) için işler pek yolunda gitmemektedir. İkisi de artık hayattan bir mucize beklemektedir. Filmimiz olası bir mucize ihtimalini anlatmaktadır.

Sörf Sporu nedir, nasıl oynanır, kuralları nelerdir, malzemeleri nelerdir?

Sörf, uzun bir tahtanın yardımıyla dalgaların üzerinde kıyıya doğru kayarak yapılan ve çok sevilen bir spordur. Tahta üzerinde yapılan sörf özellikle okyanus kıyılarında yapılmaktadır. Türkiye’de tahta ile yapılan sörf için bir ortam bulunmadığından rüzgar sörfü yapılmaktadır.

Yelkenli olan rüzgâr sörfü ise, sörf gibi büyük dalgaların kırıldığı özel kumsallar gerektirmez. 1970′lerde bir spor olarak kabul edilen rüzgâr sörfünü ilk kez kimin bulduğu bilinmiyor. Ama, bu heyecanlı ve hareketli sporun öncülüğünü 1968′de California’da Henry Hoyle Schweilzer ve Jim Drake yapmıştır.

Rüzgâr sörfü birçok nedenle yaygın bir spor olmuştur. Sörf tahtasına çıkıp düşmeden yelkeni kaldırarak rüzgârla kaymaya başlamak, bu spora yeni başlayanlar için çok heyecan vericidir. Ne var ki, kolay görünen bu sporda ilerlemek çok çalışma ve sabır gerektirir. Yeni başlayanlar düşmekten yılmamalıdır. Deneyim kazandıkça dengenin ve ustalığın sürekli olarak artması bu sporun heyecanının sürmesini sağlar. Büyük bir hızla dalgaların üstünde uçar gibi gitmek çok zevklidir.

Rüzgâr sörfünde, sörf tahtasına takılan yelken üç ana bölümden oluşur: Bunlar yelken direği, yelken ve tutma çataldır. Sörf tahtası polyester ya da polietilen gibi sert bir maddeden yapılır. Plastik bir köpükle doldurularak suda yüzecek biçimde hafif ve güçlü olması sağlanmıştır. Tahtanın üst yüzü sörfçünün ayağının kaymaması için pürüzlü, arka yüzü ise suda hızlı gidebilmesi için pürüzsüz bir yapıdadır. Tahtanın altında ortada, denge kanatçığının takıldığı bir yarık vardır. Tahtanın arka tarafında da sörfü yönlendirmeye yardımcı olan dümen kanalcığı bulunur. Sörf tahtasının üst yüzünde ise yelken direğinin girdiği bir delik vardır.

Genellikle alüminyumdan ya da camyününden yapılan yelken direği çok esnektir. İçine su girmemesi için üst ucu kapalı olan direğin alt ucunda direğe çok büyük hareketlilik veren eklemli bir ayak vardır.

Genellikle 5-6 m2 büyüklükteki yelken sert polyesterden yapılır. Güneş ışığına ve neme karşı dirençlidir. Bazı yelkenlerde, yelkeni güçlendirmek için içine çubuklar geçirilen cepler vardır. Alüminyumdan yapılan tutma çatalı, kaygan olmaması için kauçukla kaplanmıştır. Çatalı oluşturan iki kıvrık çubuk, uçlarından yelkene tutturulmuştur. Suya yattığı zaman yelkeni çekip kaldırmaya yarayan ip, çatalın önüne bağlıdır.

Rüzgâr sörfünü öğrenmenin en iyi yolu bir sörf okuluna gitmektir. Bu sporun geliştiği ülkelerdeki okulların çoğunda, karada bulunan ve özel bir sistemin yardımıyla su yüzündeymiş gibi kullanılan sörf donanımı vardır. Bunların yardımıyla, ıslanma korkusu olmadan sörf öğrenilebilir. Öğrencinin yanında bulunan öğretmen kuralları öğretir ve yapılan yanlışları hemen düzeltir. Böylece rüzgâr sörfünün kuralları çabucak öğrenilir.

Rüzgâr yönü, akıntı, ağırlık kullanımı konularındaki kurallar yelken sporundaki gibidir. Bu nedenle biraz yelken bilgisi rüzgâr sörfünü öğrenmekte çok yardımcı olur.

Rüzgâr sörfünün temel kurallarını öğrenen ve ustalaşan sörfçü, sörf tahtasının üstünde akrobatik hareketler denemeye girişebilir. Bu, yapması gibi seyretmesi de çok zevkli bir gösteridir.

Günümüzde olimpiyat sporları arasına girmiş olan rüzgâr sörfü, ilk kez 1984 Los Angeles Olimpiyat Oyunları’nda yarışma kapsamına alınmıştır.

Polo Sporu nedir, nasıl oynanır, kuralları nelerdir, malzemeleri nelerdir?

Alm. Polo (-spiel) (n), Fr. Polo (m), İng. Polo. At üzerinde oynanan bir oyun. Bu oyunda iki rakip takımın sürücüleri ellerinde ucu çekiç gibi olan uzun sopalarla ağaçtan yapılmış topa vurarak rakip takımın kalesine gol atmaya çalışırlar. Oyun açık veya kapalı sahada oynanabilir. Diğer oyunlara benzemeyen bir özelliği eşit olmayan kâbiliyetteki takım ve oyuncuların eşit bir halde yarış yapmalarını sağlayan handikap (engelli) sistemdir. Oyunun temel şekli hokey (el topu) ve futbola benzer.

Oyun, çok yüksek masraf gerektirdiğinden genellikle zengin sporu sayılır ve katılma az olur. Birleşik Amerika’da 1950’de aktif 500 oyuncu varken, 1970’lerde kayıtlı oyuncu sayısı sâdece 1300 adettir. Bu sporda geleneksel olarak güçlü memleketler Arjantin, BirleşikAmerika ve İngiltere’dir.

Oyun: Açık saha oyunu 274x146 m ebadında ve çevresi 279 m korkulukla çevrili sahada oynanır. Bâzan genişliği 183 m olan ve çevresi korkuluksuz saha kullanılır. Sahanın her iki tarafındaki kalelerin genişliği 7.3 m’dir. Takım, dört oyuncudan meydana gelir:

1 numara; gol atmaktan sorumlu ileri oyuncusu.

2 numara; topu kapmak için çalışan sert bir sürücü olmalı.

3 numara; en güçlü oyuncu, takımın idârecisi.

4 numara; savunmada bulunan geri oyuncusudur.

Bir maç, her biri 7.5 dakika olan 6 dönemden meydana gelir. Oyunda bulunan bu devrelere “c hukkar”, “c hukker”, veya “cu hukkal” denir. Berâberlik hâlinde oyun uzatılabilir. Polo, oyuncular ve atlar için çok riskli olduğundan iki atlı, bir de yaya hakem tarafından bir dizi çok katı oyun kâideleri uygulanarak idâre edilir. Faulün derecesine göre verilen cezâlar değişir. Faul yapılan takıma kaleden 27.37 veya 55 m uzaktan serbest atış verilebilir. Birçok maçta, yarışın eşit şartlarda yapılmış olması için handikap (engel) sistemi kullanılır. Her oyuncu 0’dan 10 gole kadar, kâbiliyetine göre bir engel bir gol sayısı alır. 10 gol alan en iyi oyuncu demektir. Bir engelli maçta, bir takımdaki oyuncuların engel gol sayıları toplanır; iki takımın toplam sayılarının farkı kadar gol, daha düşük engelli takıma verilir.

Atlar ve teçhizat: Oyunda binilen atlar; büyük, süratli, zeki ve iyi yetiştirilmiş hayvanlardır. Oyuncunun verimliliğinin % 75’inin bindiği hayvana bağlı olduğu kabûl edilmektedir.

Açık saha polo oyununda kullanılan top 7-9 cm çapında olur ve ekseriya söğüt ağacından yapılmıştır. Ucu çekiç gibi olan sopanın boyu ise 112-135 cm’dir. Topa bu sopanın ucundaki 24.2 cm uzunluğundaki çekiçbaşı gibi kısmın yan tarafı ile vurulur. Sopanın toplam ağırlığı 198,5 gramdır.

Kapalı saha oyunu: 91.4x45.7 m ebadında ve 1.2-1.36 m tahtadan korkulukla çevrili sahada her bir takımda üç oyuncu ile oynanır. Top, küçük bir futbol topuna benzer, şişirilmiş deri bir toptur.

Târihi: Polo; ilk defâ İran’da oynandı. Bu oyunun orada en azından M.S. 1. yüzyılda oynandığı tahmin edilmektedir. Oyun daha sonra Tibet ve Çin’e, son olarak Hindistan’a geçti; oradan da İngilizler aldı ve oyun İngiltere’de popüler hâle geldi. Oyunu, New York Herald’in yayımcısı James Gordon Bennet 1876’da Amerika’da tanıttı. Bu sporun yönetici birimi olan Birleşik Devletler PoloCemiyeti (USPA) 1890’da teşkil edildi.

1970’lerde USPA’nın 140 üye kulübü vardı ve bu kuruluş millî ve mahallî turnuvalar düzenliyordu. Dikkatler okullararası müsâbakalara teksif edildi ve bu şekilde iyi oyuncular yetiştirildi.

1886’da Britanya ile Birleşik Devletler arasında yapılan ilk maçtan beri milletlerarası müsâbakalar bu sporun en ilgi çekici yanı olmaktadır. 1909’da Amerikan takımı bu oyunda yenilik sayılabilecek hızlı ve uzun vuruşlu oyun sitiliyle İngiliz takımını yendi. Birleşik Devletler ile Arjantin arasında güçlü bir rekâbet gelişti ve 1928’den beri bu iki ülke peryodik olarak Amerika Kupası için yarışmaktadırlar. Amerikan takımları aynı zamanda Koronasyon (Caronatron) Kupası için İngiltere ile, Kamaşo(Camacho) Kupası için Meksika ile yarışmaktadır. Polo, en son 1936’da olmak üzere, dört defâ olimpiyat oyunlarının gündemine girmiştir. Zamânımızda olimpiyat oyunlarında bu spor bulunmamaktadır.

Masa Tenisi nedir, nasıl oynanır, kuralları nelerdir, malzemeleri nelerdir?

1. Zamanlama — Topla temas ne zaman olmalı

• Üç farklı zamanlama imkanı vardır

– Top yükselirken
– Top zıplama noktasının en üst noktasındayken
– Top düşüşe geçtiğinde

2. Güç ve Falsonun uygulanması — Topla temas nasıl olmalı

• Güç vuruşu ileriye doğru hareket eden bir raket topa vurduğu zaman olur. Bunun bir örneği topu raket üzerinde zıplatmak için topa vurma şeklidir.

– Sıkça "tahta" sesine benzer bir ses duyarsınız (sert ses).

– Enerjinin çoğu topu ileriye doğru hareket ettirmek için kullanılır.

• Sürtme vuruşu raketle topu fırçalayarak vurulması ile olur.

– Enerjinin çoğu spin üretmek için kullanılır (topun dönmesi için).

– Az ses duyulur (yumuşak ses).

• Çoğu vuruş Güç ve Sürtme vuruşlarının karışımıdır.

– Yavaş spinler, servisler ve kesmeler maksimum sürtme ve minimum güç vuruşlarıdır.

– Hızlı spinler orta güç ve orta sürtme vuruşlarıdır.

– Sert karşı vuruş ve öldürücü şutlar ise maksimum güç ve minimum sürtme vuruşlarıdır.


3. Topla Temas — Topla temas nereden olmalı

• Bu kısım üç prensibin en önemlisidir.

• Daima topa Ön yüzünden temas edilmelidir.

– Topun ön tarafı belirli bir noktayı değil bir alanı gösterir.

– Topun ön yüzeyi topun geliş açısına bağlı olarak devamlı değişen bir alandır.

– Topun gidiş yönüne bakan kısmıdır.

Topun Ön tarafının tanımı ve topun ön tarafı ile vuruş zamanlaması arasındaki ilişki

Topun gittiği yöne bakan yüzeyi topun ön tarafıdır. Top dönerek gitse bile topun ön tarafı değişmez. Topa vuruş yaparken vuruş zamanlamasını da dikkate almanız gerekir.

Topla temas noktasının vuruş zamanlamasını nasıl değiştireceğini gösteren bir örnek: Farzedin ki rakibiniz topu forehand tarafınıza doğru kesti ve siz de spin yapmak istiyorsunuz. Yukarıdaki tabloya göre spin yapmak için topa Ön yüzünün ortasından temas etmeniz gerekir. Şimdi de top zıpladıktan sonra en üst noktadayken vurmanız gereken yeri, ve top düşerken vurmanız gereken yeri düşünün. Zamanlama değiştiği zaman raket açısının da değişmesi gerektiğini göreceksiniz.

Kuralları

Masa tenisi ortasında 15.25 cm yükseklikte ağ olan bir masa üstünde oynanır. Masanın yüksekliği 76 cm, eni 152.5 cm boyu 274 cm'dir. Masanın kenarları 2 cm kalınlığında beyaz çizgi ile çizilir. Uzun kenarların tam ortasına çiftli maçlarda sahaların ayrılması için 0.3 cm kalındığında beyaz çizgi ile çizilidir. Ağ masanın her iki tarafında 15.25 cm dışarı taşacak şekilde gergin kurulur. Altında ve üstünde boşluk kalmayacak yapıdadır. Top 4.0 cm çapında, 2,7 gr ağırlığındadır. 30 cm den bırakılan top 23 cm kadar sıçrar. (10 yıl önce topun çapı 3.8 cm' yken hızlanan raketler, oyunların çabuk bitmesi, servis ağırlıklı oyunlara döndü. Çözüm olarak top çapları büyütüldü)
Raket'in belli bir standart şekli ve ağırlığı yoktur. Raket en az %85 tahtadan imal edilmiş olmalıdır. Üstüne düz veya pütürlü kalınlığı en fazla 0.4 cm kalınlığına kadar lastik yapıştırılır. Raketin elle tutulan yerleri hariç tamamen lastikle kaplı olması gerekir. Raketin iki yüzeyini kullanan oyuncular raketin bir yüzeyine siyah, diğer yüzeyine kırmızı lastik kullanmak zorundadırlar. ITTF standartlarına uygun olarak üretilen raket yüzleri ITTF amblemi taşır. Oyuncular raketlerini, karşı oyuncuya ve hakem'e oyun öncesi göstermek durumundadır.
Maç benzer raketli oyunlar gibi tek sayılı setin kazanılması ile sona erer. Her bir set 11 sayıdan ibarettir. Oyuncular 2'şer servis kullanmaktadır. Servis top elden falsosuz olarak çıkarılır, raketle vurulur (diğer raketli oyunlardan farklı olarak) top önce kendi sahasına, sonra rakip sahaya atılır. Geçerli bir serviste top ağa değmemelidir. Geçerli servis gibi oyuncunun kendi sahasına, ağa dokunarak karşı sahaya geçen servislere net denir. Net'de servis tekrarlanır. 3 net bir sayı değildir. Hata olana kadar tekrarlanır. Geçerli servisi karşılayan karşı oyuncu topu doğrudan rakibinin sahasına atar. Artık top sadece karşı sahaya atılır. Buna ralli denir. Her hata bir sayıdır. Serviste 7 yıl önce oyuncunun topu gizlemesi yasaklanmıştır. (Bedenle veya raketle topun gizlenmesi yasaktır) 11 sayıya ilk ulaşan seti kazanmış olur. Eğer 10-10 skoruna ulaşılmışsa 2 fark yapan seti kazanır. Maçı 3,4,5 veya 7 seti alan oyuncu kazanır.
Çiftli oyunlarda servis masanın oyuncunun kendi sahasında ortasından beyazla ayrılmış masanın sağ tarafından karşı masanın sol tarafına atılarak yapılır. Oyuncular her servis de servis karşı tarafa geçer. Servis kullanmaya başlayacak tarafın oyuncuları önce masada yer değiştirir, sonra servis kullanır. Tenisten farklı olarak oyuncuların her top gelişinde sırayla topu masada karşı tarafa atması gerekir. Oyun sırasında top karşı tarafa geçirilmeye çalışılır. (Servis dışında tüm karşı alana top atılabilir). Maçı 5 veya 7 seti alan taraf kazanır.


Tarihçesi

Bu sporun salon tenisi adıyla bilinen en eski şekli 1880 li yıllarda Hindistan ve Güney Afrika'daki İngiliz ordusu tarafından oynanırdı. Puro kutularının kapaklarını raket, yuvarlatılmış şarap şişesi mantarlarını da top olarak kullanırlardı. File olarak da kitapları kullanıyorlardı.
1890'lı yıllarda İngiltere'de bu oyunun diğer versiyonları geliştirildi. Bunlar "whiff whaff" ve "gossima" gibi değişik isimlere sahiptiler ve Parker Brothers firması masaya kurulabilen portatif net, dışı file kaplı küçük bir top ve minyatür raketlerden oluşan salon tenisi kitleri satmaya başladı.
1900 yılında Amerika'yı ziyaret eden İngiliz James Gibb, dönerken yanında bazı içi boş selüloid toplardan getirdi ve arkadaşlarıyla salon tenisini bu topları kullanarak oynamaya başladı. Gibb, topun rakete ve masaya çarptığı zaman çıkardığı sesi temsil eden "ping pong" ismini kulanmaya başladı...
Fakat 1901 yılında İngiliz spor ekipmanları üreticisi olan John Jacques "Ping Pong" ismini kendi adına tescil ettirdi ve bu ismin Amerika haklarını Parker Brothers firmasına sattı. Onlar da yeni kitlerini bu isimle çıkardılar.
Bir başka İngiliz, E. C. Goode, 1902 yılında tahta raketinin yüzeyini pürüzlü lastikle kaplayarak topa falso vermeyi başardı. Aynı yıl İngitere'de Ping Pong Federasyonu kuruldu fakat isim hakkının Parker Brothers firmasında olmasından ve dolayısıyla ekipmanların çok pahalıya çıkmasından dolayı 3 yıl sonra kapandı.
Buna rağmen diğer üreticilerin genel bir isim olan table tennis (masa tenisi) adı altında sattıkları ekipmanlarla bu spor İngiltere ve Avrupa'da sessizce yaygınlaştı. 1921 yılında İngiltere'de yeni bir masa tenisi federasyonu kuruldu. Peşinden de 1926 yılında İngiltere, İsveç, Macaristan, Hindistan, Danimarka, Almanya, Çekoslovakya, Avusturya ve Galler'in Berlin'de yaptıkları toplantıda Fédération Internationale de Tennis de Table (International Table Tennis Federation - Uluslararası Masa Tenisi Federasyonu) kuruldu.
İlk dünya şampiyonası 1927 yılında Londra'da yapıldı. Bu yıldan 2. dünya savaşına kadar tüm şampiyonalar Macaristan'ın egemenliği altında geçti. Bu zamanların en iyi oyuncuları bayanlarda yedi dünya şampiyonası kazanan Macar Maria Mednyanszky ve beş defa dünya şampiyonu olan yine Macar Viktor Barna'ydı. Çekoslovakya ve Romanya'lı sporcular da bazı şampiyonaları kazandılar.
Amerika Ping Pong Federasyonu 1930 yılında kuruldu fakat sadece Parker Brothers firmasının ekipmanları kullanılabildiği için üye sayısı fazla olamadı. 1933 yılında iki rakip federasyon daha kuruldu. Bunlar U.S. Amatör Masa Tenisi Federasyonu ve Ulusal Masa Tenisi Federasyonuydu. Bu üç grup 1935 yılında birleşerek U. S. Masa Tenisi Federayonu adını aldı. 1994 yılında da adını U.S.A. Table Tennis olarak değiştirdi.
İkinci dünya savaşından sonra bir süre daha orta Avrupalı oyuncuların egemenlikleri sürdü. 1953 yılından itibaren Asya'lı oyuncuların egemenliği başladı. Asya'lı yıldız oyuncuların aniden ortaya çıkmalarının bir sebebi Japon Horoi Satoh'ın 1952 yılında ilk defa kullandığı süngerli lastiklerin kullanılmaya başlamasıdır. Bu yeni malzeme oyunu hızlandırdı ve oyuncuların topa daha fazla falso vermelerine imkân sağladı.
Asya'lı oyuncular "Penholder tutuşu" adı verilen ve raket sapının başparmak ile işaret parmağı arasında tutulduğu bir tutuş şekli geliştirdiler. Bu tutuş şeklinde her tür vuruş için raketin aynı yüzünü kullanıyordu (artık bu tutuş ile raketin her iki yüzünü de kullanan oyuncular vardır). Bu tutuş bugün birçok üst seviye uluslararası oyuncu tarafından kullanılmaktadır.
1988 yılında masa tenisi erkek ve bayanlarda tekler ve çiftler müsabakalarını içeren olimpik bir spor haline geldi.


Türkiye de Masa Tenisi

Türkiye'de masa tenisinin ilk olarak 1920'lerden sonra Robert Kolej'de oynanmaya başladığı bilinmektedir. Daha sonra bu spor başta İstanbul olmak üzere tüm yurtta yayılmaya başlamıştır. Hatta İstanbul'da Altınordu Spor Kulübü'nde ilk turnuva düzenlenmiştir.
1930 yılında ilk İstanbul Şampiyonası düzenlenmiş ve Galatasaray Spor Kulübü'nden aynı zamanda yüzücü ve boksör olan Raşit Bey İstanbulsporlu rakibini yenerek sarı-kırmızılı kulübü bu dalda ilk şampiyon unvanını kazandırmıştır. Bu gibi gelişmelere rağmen bir süre sonra Türkiye'de duraksamaya başlayan masa tenisi, 1966 yılında Tenis Federasyonu'ndan ayrılıp, kendi federasyonunu kurunca tekrar yükselişe geçmiştir.
1948-70 arasında Fenerbahçe ve Beyoğluspor'un üstünlüğünde geçen yıllar, 1970'lerde Çinli masatenisi ustaları getiren Eczacıbaşı'nın da rekabete dahil olmasıyla daha renkli bir hal almıştır.
İlk Federasyon Başkanı gazeteci Ali Abalı olmuştur. Geçmişten bugüne kadar gelen Oktay Çimen, Gürhan Yaldız, Gençay Menge, Peng Fei Jiang gibi sporcular Türk masa tenisini uluslararası müsabakalarda temsil etmiş, Türkiye'de masa tenisinin belli bir noktaya ulaştığını kanıtlamışlardır.2008 Pekin Olimpiyatları'nda Türkiye'yi masa tenisinde aynı zamanda Fenerbahçe Spor Kulübü'nde spor yapan Çin asıllı Türk sporcular Melek Hu ve Cem Zheng temsil etmişler, Melek Hu bu sporda Türkiye'ye Olimpiyatlarda elde ettiği ilk galibiyeti kazandırmıştır.

Kayak Sporu nedir, nasıl oynanır, kuralları nelerdir, malzemeleri nelerdir?

Kayak, insanların kar üzerinde batmadan kayarak ilerlemesine yarayan araç ve bu araç kullanılarak yapılan bir spor dalı.

Kayak
Bu sporun en temel malzemeleri olan kayaklar, sporcunun boyuna, kilosuna ve ulandıkları kategorilerine göre değişiklik göstermelerine rağmen bütün kayaklarda ön taraf geniş ve ucu yukarı kıvrık, arka taraf dar ve dikdörtgen şeklindedir. Kayak uçlarının kavisleri, kayağın esnekliği ve bükülmeye karşı koyma düzeyi dönüş performansını belirleyen en önemli özelliktir. Kayak alanında yaşanan gelişmelere paralel olarak kayak uçların da yeni biçimler denenmektedir. Toz karda rahat kayak yapılmasını sağlayan geniş kayakların ardından, parabolik kesimleri sayesinde dönüşlerin daha kolay ve daha aza çaba harcanarak yapılmasına imkan tanıyan kayaklar üretilmiştir.
Kayaklar genel olarak, ince tahta, plastik köpük, fiberglas ve metal tabakaların bir çeşit sandviç şeklinde bir araya getirilmelerinden sonra etraflarının kayağa esneklik verecek özel bir maddeyle kaplanmasıyla yapılmaktadır.
Alp Disiplini kayaklarında, ön taraf 6-8 cm eninde olup, uzunlukları kullanan kişinin fiziksel özelliklerine göre değişir. Kayma sırasında, kar üzerindeki çukur ve tümseklere gelindiğinde kırılmaması için esnek maddelerden yapılırlar.
Kuzey Disiplini kayakları ise daha ince ve uzun özelliklere sahip olup, sadece ön kısımlarında bağlama bulunur.

Ayakkabılar
Alp Disiplini'nde kullanılan ayakkabılar sert plastikten yapılmış olup diz altına kadar uzanırlar. Ayak bileklerini sabit tutabilmeleri amacıyla, ayakkabıların içleri süngersi dokularla kaplanır.
Kuzey Disiplini ayakkabıları ise deri ve plastik karışımı hafif malzemelerden yapılıp, uzunlukları ayak bileklerine kadardır. Bu ayakkabı, spor ayakkabısı görünümünde olup uç kısmında bağlamalara takılacak çıkıntılar vardır.

Fiksasyon (Bağlama)
Ayakkabıların kayak üzerinde sabit durmasını sağlamak için Alp Disiplini'nde kayağa ayakkabının hem ön hem arka kısmından, Kuzey Disiplini'nde ise ayakkabının yalnız ön tarafından vidalanmak suretiyle monte edilir. Fiksasyonlar belli ölçülere bağlı kalınarak metal ve sert plastik gibi maddelerden üretilirler. Alp Disiplini'nde kullanılan bağlamaların arka kısmında stoperler (durdurucular) bulunur.

Batonlar (Kayak sopaları)
Alp Disiplini'nde kayarken denge sağlama ve dönüşlerin ritmik olması amacıyla; Kuzey Disiplininde ise düzlüklerde hız kazanmak, tepelere tırmanırken rahat ve hızlı çıkmak için kullanılan malzemelerdir. Batonlar hafif metallerden yapılır ve uzunlukları kullanan kişinin boyuna göre değişir. Düşme anında sporcunun elinden kaybolmaması için üst taraflarında bileğe takılan bir kayış bulunur. Alt tarafları sivri olur. Batonların kara batmaması için alt ucundan 5 cm yukarıda "simit" adı verilen çember biçiminde sert plastikten bir tabla bulunur.

Vaks
Kuzey Disiplini yarışmalarında,yokuş aşağı ve düz zeminde hızlı kaymak, yokuş yukarı tırmanırken geri kaymamak, Alp Disiplininde ise kayağın kar tutmasını önlemek ve hızını arttırmak için kayakların altına sürülen bal mumu ve parafin karışımı maddelerdir.


Giysiler
Kayakçılar vücudu saracak, sıcak tutacak ve su geçirmeyecek cinsten hafif giysiler kullanır. Eldiven ve bere giyer, gözlerin kardan, rüzgardan ve güneşin zararlı ışınlarından korunabilmesi amacıyla gözlük takarlar.


Tarihçe: Kayağın ilk çıkış şekli, insanların karda batmamak için çeşitli ağaçlardan çeşitli şekilde parçalar yapması olarak düşünülünür. Tarihçesi 5000 yıl öncesine ait ilk kayaklar, dişbudak, betula ve çam ağaçlarından yapılmış olup, bunların kayganlığını artırmak için çam ağacından yapılanların tabanları katranla, betuladan yapılan kayaklarda deriyle kaplanmıştır. Kayağın ilk ortaya çıktığı ve kullanıldığı bölgeler; Sibirya, Moğolistan ve Altaylar'dır. Daha sonra kullanım bölgeleri, Kuzey Amerika, Balkanlar, Anadolu ve Kuzeybatı yönünde İskandinavya ile İzlanda'ya doğru yayılmıştır. 1921 yılında İsveç'te bulunan çam ağacından yapılmış ilkel kayağın (Hoting Ski) 4500 yaşında olduğu saptanmıştır. İlk defa bir ulaşım aracı olarak Norveç, İsveç, Finlandiya ve bazı Doğu Avrupa ülkelerinde kullanılan kayak, 15. yy.dan itibaren İsveç, Norveç, Polonya, ve Rusya tarafından askeri amaçlarla kullanılmaya başlanmıştır. Zaman içinde gelişerek bir spor aracı olarak benimsenmesi sonucunda, 1866'da Cristina'da ilk kez kayak yarışmaları düzenlenmiş, bu karşılaşmaya gösterilen büyük ilgi üzerine, 1879'da Oslo'da daha büyük bir organizasyon gerçekleştirilerek kayakla atlama yarışmaları yapılmıştır. 1880'li yıllarda Norveç'li Fridtjof Nansen'in 6 kişilik ekibiyle Grönland'ın kuzey ucunu kayakla geçip, daha sonra "Grönland'da Kayakla Gezi" kitabını yayımlaması, kayağa gösterilen ilginin daha da artmasına neden oldu. 1896 da Mathias Zdarsky, Alp disiplininin temellerini oluşturan yeni teknikler bularak kayakta büyük bir devrim gerçekleştirmiştir. Dünyadaki ilk kayak kulübü 1877'de, Fridtjof Nansen'in girişimleriyle Norveç'te "Ski Club de Cristina" adıyla kurulmuş, bunu 1890'da Almanya, 1894'te Avusturya, 1901'de Fransa ve 1903'te İngiltere'de kurulan kayak kulüpleri izlemiştir. 1924'te merkezi Bern'de olan Uluslararası Kayak Federasyonu (Federation International de Ski) FIS'in kurulmasıyla birlikte kayak, aynı yıl kış olimpiyatları programına dahil edilmiştir. FIS'in ilk kez 1925'te düzenlediği "Kuzey Disiplini" ile 1931'de düzenlediği "Alp Disiplini" yarışları günümüzde her iki yılda bir, ayrı yerlerde ve birbirinden bağımsız olarak yapılmaktadır.


Türkiye ve kayak tarihi
Kayıtlara göre eski Türklerde “Çana” olarak bilinen kayak M.Ö. 4000 yıllarında Baykal Gölü çevresinde, karda yürüme aracı olarak kullanılmıştır. Göçlerle İskandinav ülkelerine ulaşan kayak, Avrupa’da 18. yüzyıldan sonra yaygınlaşmaya başlamıştır. Yurdumuzda ilk kez 1914 yılında, Haliç’te bir marangoz atölyesinde yapılan çok sayıda kayak hayvan sırtında Erzurum’a taşınmış ve Kafkas cephesinde kayakçı er yetiştirmek üzere Erzurum’da açılan kurslarda 30 kayakçı yetiştirilmiştir. 1 Ocak 1933 yılında Galatasaray Lisesi'nden bir grup öğretmen ilk kez Uludağ’da kayak yaparak bu sporun Türkiye’de öncülüğünü yapmışlardır.
1933-1934 yılları arasında Bursa, Ankara ve Erzurum Halkevleri ile Muhafız Alayı kayak sporu ile özellikle ilgilenmişlerdir. 1934 yılından sonra karlı bölgelerdeki Halkevleri aracılığıyla kayak sporu yurt düzeyinde yayılmaya başlamıştır. 1939 yılında Dağcılık ve Kış Sporları Federasyonu kurulmuştur. Türkiye Kayak Federasyonu ise aslında 1935 yılında kayak federasyonu olarak değil de, “Dağcılık ve Binicilik Federasyonu” olarak kurulmuştur. Bu 1935'ten 1938 senesine kadar birlikte yürümüştür. Yalnız 1936 senesinde Kış Olimpiyatları yapılacağı sebebiyle, Olimpiyatlar'ın iki ay öncesinden Federasyonun adı "Dağcılık ve Kış Sporları" olarak değiştirilip Kış Olimpiyatları'na katılım sağlanmıştır. Türkiye'de uluslar arası kurallara uygun ilk kayak yarışması 1944'te Asım Kurt'un çabalarıyla gerçekleştirilmiştir. Türk kayakçıları 1948 Saint Moritz, 1952 Oslo, 1956 Cortina d'Ampezzo, 1960 Squaw Valley, 1964 Inssbruck Olimpiyatları'na katılmalarına rağmen başarılı olamamışlardır. 1968 Balkan Kayak Şampiyonası'nda Burhan Alankuş 8. liği elde ederek, o güne kadar uluslar arası alanda alınmış olan derecelerin en iyisini yapmıştır. 1970 yılında Uludağ'da yapılan Balkan Şampiyonası'nda, Kuzey Disiplini Gençler Kategorisi'nde Sarıkamış Bölgesi'nden Rıdvan Özbek, Balkan Şampiyonu oldu. 1975 yılında yapılan Balkan Kayak Şampiyonası'nda ise Genç ve Büyük Erkekler Kategorilerinde takımlarımız Balkan 3.sü oldular. 1981 Balkan şampiyonası'nda Türk Takımı (Gençler) 4x10 km bayrak yarışında bronz madalya kazandı. Ülkemizde kayağın gelişebilmesi için Kayak Federasyonu tarafından her yıl kayak antrenörlüğü ve öğretmenliği kursları, minikler için kayak kampları açılmaktadır. Ülkemizde kayak sporunun geliştirilebilmesi için kayak yapılan illerde her yıl sömestr tatillerinde Gençlik ve Spor İl Müdürlükleri tarafından 7-15 yaş gruplarını kapsayan kayak kursları düzenlenmektedir. Ayrıca Türkiye'nin gösteri amaçlı en büyük kış sporları organizasyonu "Karadam Kayak Yarışları" 1983 yılından beri Uludağ'da yapılmaktadır.

Voleybol nedir, nasıl oynanır, kuralları nelerdir, malzemeleri nelerdir?

18 Ara 2011

Voleybol Hakkında Bilgiler
Altışar kişiden oluşan iki takımın topu üç pasta filenin üzerinden geçirmeye ve rakip takımın sahasına düşürmelerine dayanan spor dalı. Voleybol 1885 yılında Amerika’da icat edildi. Holyoke YMCA Okulun’da öğretmenli yapan William Morgan basketbol topunun iç lastiğiyle böyle bir oyunun oynanabileceğini düşündü ve ilk uygulamayı öğrencileri arasında yaptı. 1. Dünya savaşı yıllarında voleybol Uzakdoğu’ya ve Avrupa’ya yayıldı. 1964 Tokyo Olimpiyatlarından itibaren olimpiyat programına alınan voleybol’da 80′li yıllara kadar Sovyetler büyük üstünlük kurdu.

OYUNCULARIN ÖZELLİKLERİ
Her oyuncunun güçlü olduğu yönleri geliştirilmeye çalışılmalıdır. Her oyuncunun güçlü olduğu yönleri vardır. Doğal olarak öncelikle oyuncuların zayıf oldukları taraflar giderilmeye çalışılmalıdır. Ancak bununla yetinilmemeli, oyuncuların başarılı oldukları teknik, taktik, moral ve hatta sosyal yönlerini de geliştirerek, takımın başarısına katkıları artırılmalıdır.

Voleybol nasıl oynanır ?
Voleybol altı kişiden kurulu iki takım arasında oynanır. Amaç, sahayı ikiye bölen filenin üzerinden topu karşı tarafın sahasına düşürmektir. Oyuncular sahada sabit yerlerde dururlar üç kişi fileye yakın üç kişi de savunma pozisyonunda geride durur. Bir takım topa arka arkaya en fazla üç kere vurabilir. Topa vücudun herhangi bir yeri ile vurmak serbesttir. Oyuncular saat yönünde olmak üzere sürekli değişerek oynarlar. Topu karşı tarafın sahasına düşüren takım puan kazanır.

Maç 5 setten oluşur. 25 puana, en az iki farkla olmak üzere ilk ulaşan seti kazanır. Beşinci set 15 puan üzerinden oynanır. En az iki farklı sonuç burada da gereklidir. ”Libero” defansif bir oyuncudur. Defansta istediği yerde oynayabilir. Ön tarafa geçemez, blok yapamaz, servis atamaz. Forması takım arkadaşlarından farklı renktedir. Takım koçları saha kenarından takımlarına direktifler vermekte serbesttir. Her sette altı değişiklik yapma hakkı vardır. Sadece ön alanda oynayan oyuncular bloğa çıkabilir. Blok, top fileyi geçmeden yapılmalıdır. Blok sayı olarak sayılamaz. Voleybol sahası 18mt x 9mt boyutlarındadır. Tam ortasından bir ağ ile ikiye bölünmüştür. Fileden 3 metre geriye olan kısım atak alanıdır.

Manşet : ZOR SERVİSLERManşet tekniği çok iyi olan oyuncular bile, sert ve uzun servislerde, manşet için kollarını vucütlarından öne doğru ayırıp iyi bir manşet alabilmek için zorlanırlar. Bu durumlarda vücudunuzu mümkün olduğunca yükseltmeye ve hatta parmak uçlarında kalkmaya çalışın. Ancak en iyisi böyle bir duruma düşmemek için gerekli tedbirleri önceden almaktır. Bunun için vücudunuz topa tam dönük olsun ve ayak hareketleri ile manşet alma yüksekliğini ayarlamaya çalışın. Yeni kurallara göre artık servisler parmakla da karşılanabilmektedir. Bu güzel bir görüntü vermezse de çoğu kez tek çözümdür ve top tutulup atmadıkça parmak pası kötü olsa dahi hakem genellikle faul çalmaz.

Servis : TOPA KONSANTRE OLUN Servis atmaya hazırlanırken filenin arasından rakip oyunculara bakarak hedefinizi belirleyin . Manşeti zayıf olan oyunculara veya manşet alanlar arasındaki koridorlara veya yanlara atmaya çalışın. Özellikle pasörün ön sırada olduğu durumlarda, geçerli bir diğer taktik de sol taraftaki smaçöre kısa servis atmaktır. Bu durumda hücum yapacak oyuncu sayısı bire iner. Atacağınız yere karar verdikten sonra, iyi bir servis için konsantre olmaya çalışın. Etkin bir servis için en önemli husus, topun havaya iyi atılmasıdır. Bu durumda top (vurmaz iseniz) tam ayaklarınızın önüne düşmelidir.

Blok : MORALİNİZ BOZULMASIN Blok yaparken, ne kadar iyi blok tutarsanız tutun, hücum eden daima avantajlıdır. Topu yakalama ihtimaliniz çok yüksek değildir, o nedenle moraliniz bozulmasın. Siz işinize devam edin ve mümkün olduğunca ellerinizi karşı alana uzatmaya çalışın. Bazı oyuncuların moralleri, mesela blokta top ellerinin arasından geçip sayı olduğunda çok bozulur ve kendilerini suçlu hissederler. Bir sonraki bloğa daha hırslı fakat bilinçsiz olarak çıkar ve hata yaparlar. Bunun yerine bir önceki hücumda rakibin şanslı olduğunu düşünün. Unutmayın ki iyi kurulmuş bir blokta bile, doğal olarak birçok zayıf nokta vardır. Blok başarılı olmasa da antremanda öğrendiğiniz temel teknikleri sabırla ve konsantre şekilde uygulamaya devam edin.

Savunma : SMAÇÖRLERİ BAĞIRARAK BELİRLEYİNİyi bir savunma için rakibin ön sıra oyuncularının belirlenmesi çok önemlidir. Bütün blok yapacaklar smaçörlerin kimler olduğunu ve pasörün ön veya arka oyuncu olduğunu bilmelidirler. Pasör ön oyuncu ise plase atabilir veya ikinci topa vurabilir. Ön sıra ve arka sıra savunmacıları buna hazır olmalıdırlar. Pasör arka oyuncu ise onu dikkate alıp savunma yapmaya gerek kalmaz.

Smaç : TÜM VÜCUT İLE Smaç vurulan topun hız kazanması için, tüm vucudunuzun ağırlığını kullanmalısınız. Bazı oyuncular sadece kollarının hareketiyle smaç vurmaya çalışırlar. Güçlü bir smaç topu önünüze alarak ve tüm vücut kaslarınızın kuvvetini ona aktararak vurulabilir. ORTADA KALAN TOPLARA BASTIR, Top bazen file üstünde ve her iki takımın arasında kalır. Yani iki rakip oyuncu aynı anda topa temas ederler ve daha mücadeleci olan ve topla daha dengeli temas kuran kazanır. Bu durumda sıçrayabildiğiniz kadar yükseğe sıçrayın ve dirseklerinizi kilitleyerek ellerinizi güçlü bir şekilde ileri uzatın. Tüm ağırlığınız topun arkasında olsun. Çift elle temas etmeniz mümkün değilse, tek elle temas etmek hiç müdahale etmemekten daha iyidir. Topu kısa süre tutup atsanız dahi hakem genellikle faul çalmayacaktır.


SMAÇ: TEMAS YÜKSEKLİĞİBir oyuncunu smaç vurma kapasitesi boyunun uzunluğuna ve sıçrama yüksekliğine bağlıdır. Ancak bunların dışında genellikle gözardı edilen en önemli nokta, topla temas ettiği anda oyuncunun kolunun ne kadar açık olduğudur. Temas noktasının yüksekliği smaçta çok önemlidir, fakat bazı oyuncular smaç sırasında kollarını tam açmazlar. Başarılı bir smaç için, smaç vurmadığınız omzunuzu iyice düşürün ve topun arkasında kalarak topa sıçrayabildiğiniz en yüksek noktada temas etmeye çalışın.

SERVİS ATILIRKEN: ELLER YUKARIServis atılırken ön oyuncu iseniz, file önünde ve elleriniz yukarda bekleyin. Aksi halde hızlı bir hücumda geç kalabilirsiniz. Elleri yukarıda tutmanın bir diğer yararı da rakibin görüşünü kısmen engellemektir. Elleri hareket ettirerek rakibin görüşünü kapamak kural dışıdır, ancak vucudun hafifce sağa sola eğilmesi ile yapılan engellemelere hakemler genellikle tolerans gösterirler.

Blok : GÖZLER AÇIK KALSINBlok yapanların çoğu topa vurulduğu anda gözlerini kaparlar. Hücum eden oyuncu, smaçtan vazgeçip plaseyi tercih edebilir ve bu duruma reaksiyon göstermekte geç kalabilirsiniz. Bu nedenle gözlerinizi mümkün olduğu kadar uzun açık tutun (yani kapamayın!).

Molalar : KOÇU İYİ DİNLEYİN Molalarda bazı oyuncular ilgisiz davranırlar ve koçlarını dinlemezler. İyi bir takım oyuncusu kesinlikle böyle davranmaz. Molalarda her zaman koç ile göz temasında olun ve verilen talimatları başınızla onaylayın. Takımın iyiliği için kesinlikle uyumsuzluk ifade eden veya itiraz belirten hareketler yapmayın, veya sözler söylemeyin. Bu tartışmaları maçtan sonraya veya antremana saklayın. Kazanmak için oyuncular ve koçun uyum içinde olması en önemli koşuldur.

Tenis nedir, nasıl oynanır, kuralları nelerdir, malzemeleri nelerdir?

Tenis; kadın, erkek, çocuk, yaşlı, özürlü herkese hitap edebilen, hem açık hem de kapalı alanlarda oynanabilen nadir spor dallarından biridir. Herkesin kendi fiziksel yapısı ve yetenekleri dahilinde oynayabileceği, hız, çeviklik, koordinasyon, dayanıklılık gerektiren ve kazandıran bir spor dalıdır. Tenis, tekler ve çiftler olarak gruplandırılır. Teklerde karşılıklı birer oyuncu, çiftlerde eşli karşılıklı ikişer oyuncu olmak şartı ile oynanır. Oyun sahası 23.77 m boyu, tekler için 8.23 m, çiftler için 10.97 m eninde dikdörtgen şeklinde; çim, beton, asfalt, halı, sentetik, antuka, toprak gibi zeminlerden oluşan bir alandır. Saha 91.4 cm yüksekliğinde ve 6.40 m uzunluğunda bir fileyle ortadan ikiye ayrılmıştır.Temel oyun kuralları hem erkekler hem de bayanlar için aynıdır.
Oyunun temel mantığı, topu raket kullanarak, çizgilerle sınırlanmış alan içine bir defa sekerek veya hiç yere değmeden rakip sahanın çizgilerle belirlenmiş alana rakibinin karşılayamayacağı şekilde atabilmektir. Servise kiminle başlanacağı para atışı veya raket çevirme yöntemiyle belirlenir. Oyun, ilk servis atma hakkını kazanan oyuncunun, kendi yarı sahası dip çizgisi (baseline) arkasının sağından, rakip sahanın çaprazındaki sağ servis alanına servis atması ile başlar. Servis karşılayan topun yere bir kez çarpıp sektikten sonra karşı alana topu vurabilir. Başarısız servis atışlarına "hata" (Fault) denir. Her puan için iki servis atma hakkı vardır. Servis atışı fileye çarpıp, servis sahası içine düşmüşse buna "let" denir. Fakat bu hata (fault) değildir; servis tekrar edilir. Servisin let durumunda bir sınırlama yoktur. İkinci servis atışında da hata yapılırsa, ikinci hata (Double Fault) olur ve sayıyı rakip oyuncu alır. Servis atışı sırasında topa vurana kadar, oyun alanı çizgileri ihlal edilirse, buna ayak hatası (Foot Fault) denir. Ayak hatası yapıldığında, bu bir hata olarak kabul edilir ve ikinci servis hakkı kullanılmak zorunda kalınır. Hatanın tekrarı durumunda sayı rakip oyuncunun olur. Ayrıca;
•   Topu filenin üzerinde rakip sahaya atamazsanız
•   Topu rakip sahanın sınırları dışına vurursanız
•   Topa yerde bir defa sektikten sonra vuramazsanız
•   Top raketinize birden fazla değerse, puan kaybedersiniz.
Sayı alındıktan sonra, servis atan bu sefer kendi sahasının dip çizgisi arkasının solundan, yine rakip sahanın çaprazındaki sol servis alanına servis atar, bu sayı kazanıldıkça bir sağdan bir soldan oyun bitene kadar devam eder. Sonraki oyunda, servis atma hakkı diğer oyuncuya geçer. Toplamları tek sayı olan oyunlarda saha değişimi yapılır. Servis karşılama dışında, top yerde sekmeden de vurularak karşı alana atılabilir. Topun oyun çizgileri üzerine çarpması durumunda oyun devam eder. Topun çizgilerle sınırlanan alanın dışına atılmasına ise "out" denir.
Bir set 6 oyundan oluşur. Teniste, özel turnuvalar hariç, erkekler beş set, bayanlar 3 set oynar. Bir oyunda puanlar; Love (0) -15 - 30 - 40 ve Oyun şeklindedir. İlk sayıyı alan 15, ikinci sayıyı alan 30, üçüncü sayıyı alan 40 olarak sayılır. 40-40 (Deuce) durumunda, oyun berabere olur ve bundan sonraki ilk sayıyı alan avantaj (Advantage) kazanır. Bu durumda oyun, oyunculardan biri diğerine iki puan üstünlük kurana kadar devam eder.
Çiftlerde de puanlama, oyun ve set kuralları aynıdır. Servis atma sırası, servisi atma hakkı kazanan çiftlerin aralarında anlaşması ile belli olur. İlk oyun bittikten sonra, servis rakip çifte geçer. Üçüncü oyunda, servisi ilk kullanan çifte sıra geldiğinde, servis atmayan oyuncu servis kullanır ve bu dönüşümlü olarak servis sırası bu şekilde devam eder.
Çiftlerde servis karşılama sırası, her setin başında kararlaştırılır. Eşler her oyun esnasında dönüşümlü olarak servisi karşılar.
Tie-Break Kuralı: Oyunlarda 6-6 lık bir durum olduğunda, setin galibini belirleyecek bir oyun oynanır ve buna "Tie-Break" uygulaması denir. Tie-Break oyununda sayılar 1-2-3-4-5-6-7 olarak sayılır. İlk 7 sayısına ulaşan veya iki sayı üstünlüğü alan oyunu alır. Aksi halde iki sayı farka kadar oyun devam eder. Set 7/6 (7/5) olarak kaydedilir. Bunun anlamı, set 7/6 ve son oyun tie-breakte 7/5 kazanıldı demektir. Tie-Break oyununda normal servis sırası gelen oyuncu sağdan bir servis atar. Sayıdan sonra servis sırası karşıdaki oyuncuya geçer. Karşıdaki oyuncu da soldan ve sağdan olmak üzere iki servis atar ve servis sırası gelen, ikişer servis kullanmak kaydıyla oyun sonuna kadar devam eder. Toplamı 6 olan sayıda saha değişimi yapılır. Tie-Break kuralı hem teklerde hem de çiftlerde aynıdır.
Raket Seçimi
Raket seçimi, tenis oyununu çabuk, etkili ve doğru öğrenmenin temelini oluşturur. İlk raket almaya karar verdiğinizde, kesinlikle ucuz, adi raketler almamalısınız. Eğer böyle yaparsanız, hem tenis temel vuruşlarını öğrenmede ve etkili vurmada zorluklarla karşılaşır hem de ileriki safhalarda raketinizi değiştirmek zorunda kalabilirsiniz. Size uygun kaliteli bir raket alıp, uzun süre kullanmak, vuruşlarınızın kötü ve verimsiz olmasını önleyecek ve tenis oynamaktan zevk almanıza yardımcı olacaktır. Öyleyse kendinize en uygun tenis raketini seçmede; elinize uygun olmasına ve kaliteli bir raket olmasına özen göstermeliyiz.
Tenisin Dünyada Kısa Tarihçesi
Tenisin ilk olarak nerede başladığı tam olarak bilinmemekle beraber, binlerce yıl önce eski Mısır, Yunan ve Perslilerde tenise benzer bir oyunun olduğundan söz edilmektedir. Fakat, 12. yüzyılda zengin İngiliz ve Fransız asilzadeleri betondan yapılma dört duvar içinde ve üstü bir fileyle kapalı sahalarda, Kort veya Kraliyet Tenisi adı verilen bir sporu yapmaya başlamışlardır. İlk zamanlarda tenis çıplak ellerle oynanmış, sonra eldivenler kullanılarak oynanmış ve en sonunda da, günümüzün raketlerini andıran araçlar kullanılmıştır.
1873 yılında İngiliz bir subay olan binbaşı Walter Clopton Wingfield ilk çim tenisini icat etmiştir. Oyunun patentini aldıktan sonra, İngiltere ve diğer ülkelere tenis fileleri ve toplarını satmaya başlamıştır. Bu tarihten sonra, tenis hızla yayılmaya ve popüler olmaya başlamış ve 1875 yılında, İngiltere'de Marlylebone Kriket Kulübü tarafından ilk tenis kuralları belirlenip yayımlanmıştır. Yine bir İngiliz subayı tarafından, Bermuda Adası'na tenis topları ve raketleri götürülmüş, Mary Ewing Outerbridge bu oyunu ilk kez burada görmüş ve tenis topları, file ve raketler satın alarak Staten Adası'nda bulunan evine, New York'a getirmiş. Böylece tenis sporu Amerika'da da tanınmaya ve yayılmaya başlamıştır.
1881 yılında Amerikan Çim Tenis Federasyonu kurulmuştur. Yine aynı yıl içinde ilk Amerikan Erkekler Şampiyonası Newport, Rhode Adası'nda düzenlenmiştir. Yine ilk Amerikan bayanlar şampiyonası ise, 1887 yılında Philadelphia' da düzenlenmiştir.
1913 yılında Uluslararası Çim Tenis federasyonu (ILTF) resmi olmadan kurulmuş ve 1923 yılında, tenis oyun kuralları ILTF tarafından belirlenmiş ve federasyon resmi statüsüne kavuşmuş. 1977 yılında ise, "Çim" ibaresi kaldırılarak, adı Uluslararası Tenis Federasyonu (ITF) olmuştur.
Tenis o tarihlerden günümüze kadar, bütün dünyaya yavaş yavaş yayılmış ve popüler bir spor dalı haline gelmiştir.
Tenisin Türkiye'de Kısa Tarihçesi
Bu sporun ne zaman ve kim vasıtası ile ülkemize girdiği tam olarak bilinmemekle birlikte, ülkemizde görev yapan Avrupalı elçilik görevlilerince ülkemize geldiği ve sonra ülkemizde rağbet görerek yayıldığı varsayılmaktadır. Tenis federasyonumuz, Cumhuriyetin ilanından hemen sonra 1923 yılında kurulmuş ve ilk başkanlığını Server Bey yapmıştır. 1926 yılında ilk müsabaka organizasyonu gerçekleştirilmiştir. Yapılan bu ilk şampiyonada teklerde Suat SUBAY, çiftlerde Suat SUBAY - Sedat EROĞLU ikilisi birinci olmuştur.
İlk kez uluslararası katıldığımız müsabaka ise Atina'daki Balkan Şampiyonasıdır. Bu müsabakalarda Sedat EROĞLU - Vahran ŞİRİNYAN çifti ülkemize ilk uluslararası birincilik derecesini getirmiştir. Nazmi BARİ 1951-1965 yılları arasında uzun bir süre tek erkeklerde birinciliği elinde tutmuş ve kırılması güç bir rekora imza atmıştır. Bu sayede dünya Türk tenisçileri ile tanışmıştır. Nazmi BARİ ülkemize bir çok uluslararası başarı kazandırmış nadir tenisçilerdendir. Türkiye ilk olarak takım müsabakalarının yapıldığı DAVİS kupasına ise, 1959 yılında katılmıştır.
Tenisin ülkemizdeki son durumuna bakıldığında, hem tesis hem de bu sporu amatör veya profesyonel seviyede yapanların istenilen düzeyde ve sayıda olmadığı görülmektedir.

iPhone 4S, Türkiye'de satışa sunuldu! İşte gsm operatörlerinin satış fiyatları!

iPhone 4S, bugünden itibaren Türkiye'de satışa sunulacak.


Avea ve Electro World, iPhone 4S'in Türkiye'de satışa sunulacağını duyurdu.
Turkcell'den yapılan açıklamaya göre, iPhone 4S'in 16 GB modeli 99 lira, 32 GB modeli 127 lira, 64 GB modeli ise 143 liradan başlayan fiyatlarla 24 ay sözleşmeli olarak Turkcell İletişim Merkezleri ve anlaşmalı zincir mağazalardan temin edilebilecek.
Vodafone açıklamasına göre, iPhone 4S meraklıları telefonlarını 24 ay taahhütle faturalı tarifelere ek olarak ayda 64 liradan başlayan fiyatlarla satın alabilecek.
Avea açıklamasına göre de iPhone 4S'in 16GB modeli 115 lira, 32GB modeli 133 lira, 64GB modeli ise 151 lira ve 24 ay sözleşmeli olarak Avea İletişim Merkezleri ve Avea Satış Noktalarında temin edilebilecek.
iPhone 4 8GB ise ayda 87 liraya 24 ay taahhütlü ve 4GB data paketiyle satılacak.

AA

Güney Afrika'da dünyanın en eski yatağı buldundu!

Atalarımızın rahatlarına ne kadar düşkün olduklarını anlatan bu "şey" tam 77.000 yaşında!


Arkeologlar Güney Afrika'da dünyanın en eski yatağını buldular ve bu yatak şimdiye kadar bulunan diğer yataklardan en az 50.000 yıl daha yaşlı...

Bulunan yatağın şifalı ot ve bitkilerden yapılmış olması ve 77.000 yaşında olması atalarımızın ne kadar yaratıcı ve rahatlarına düşkün olduklarının da bir kanıtı. Ancak görünüşe göre atalarımız, bu yatağı sadece rahat bir uyku için değil, muhtemelen bazı sağlık sorunlarını giderebilmek için de yapmışlar...

Arkeologlar yatağın şiltesinde saz, defnegiller ve yerel bir bitki olan Cryptocarya bitkisinin kullanılmış olduğunu ve bu bitkinin o dönemlerde sinek ve böcekleri uzak tutmak için kullanıldığını açıkladılar. Bu keşifle birlikte, o dönemin insanlarının uykularına en az bizim kadar değer verdikleride de ortaya çıkmış oldu.

Chip

Twitter'a ne zaman kayıt olduğunuzu biliyor musunuz? İşte cevabı!

İnternetin en büyük mikro blog sitesi Twitter'a ne zaman kayıt olduğunuzu biliyor musunuz? Eğer arkadaşlarınız arasında tarih yarıştıran varsa sizin için güzel bir sitemiz var.

 Son zamanların en popüler sosyal paylaşım sitelerinden olan Twitter hesabınız var mı? Twitter, 2006 yılında kurulan fakat popüler hale gelmesi 2008'i bulan bir mikro blog sitesi. Aslında günümüzdeki popüler halini alması, Twitter'a ünlülerin akın etmesiyle başladı diyebiliriz.

Ünlü kişiler açtıkları Twitter hesaplarıyla resim ve yazı paylaşarak hayranlarının daha kolay takip etmesini sağlıyordu. Hayranlar da Twitter sayesinde basında çıkan haberleri ünlülere sorabiliyor, ya da ünlüler olayları birinci ağızdan yalanlayarak veya doğrulayarak hayranlarına bilgi verebiliyordu. Bu sebeple kullanıcıların akın etmesine sebep olan site, bugün kullanıcı sayısı bakımından Facebook'un hemen ardından ikinci sırada yer alıyor.

300 milyonun üzerinde üyesi olan, 600 çalışanı olan ve Alexa'da tüm dünyada en çok girilen siteler listesinde 9. sırada bulunan Twitter'a siz ne zaman kayıt olduğunuzu biliyor musunuz? Bazı arkadaşlar arasında kimin Twitter'a daha önce girdiği gibi yarışlar, "ben senden önce biliyordum bu siteyi" gibi diyaloglar yaşanabiliyor. Bu diyalogları sonlandırmak istiyorsanız size tavsiye edeceğimiz siteden Twitter yaşınızı öğrenebilirsiniz.

Twitter yaşınızı nasıl öğrenebilirsiniz?
Bu iş için tek yapmanız gereken www.whendidyoujointwitter.com adresine girip kutucuğa Twitter kullanıcı adınızı yazmak. Yazdıktan sonra "find out" butonuna tıklayarak Twitter'a kaydolduğunuz tam tarihi görebilirsiniz. Aynı zamanda altında kaç gündür Twitter hesabınız olduğu da yazıyor. Altında bulunan seçeneklere tıklayarak bu bilgileri Tweet olarak hesabınıza gönderebilirsiniz.

Twitter yaşını öğrenme işlemi için bir onay gerekmediği için tanıdığınız veya istediğiniz arkadaşlarınızın kullanıcı adlarını yazarak onların da ne zaman kayıt olduklarını öğrenebilirsiniz.

Ben de bu site sayesinde Twitter'a 10 Mayıs 2010 tarihinde kayıt olduğumu ve 16 Aralık 2011 itibariyle de 585 gündür Twitter hesabımın olduğunu öğrendim.

Twitter yaşınızı öğrenmek için tıklayın.


SDN

Dev karadeliğin, Dünya'dan 3 kat büyük gaz bulutunu hızla içine çektiği görüntülendi - Video

Bilim insanları, Samanyolu galaksisinin merkezindeki dev karadeliğin, Dünya'dan 3 kat büyük gaz bulutunu saatte 8 milyon kilometre hızla içine çektiğini keşfetti.


Avrupa Güney Yarımküre Astronomik Araştırmalar Organizasyonu (ESO)'ya ait olan Şili'deki VLT teleskopunun verilerini inceleyen astronomlar, bir gaz bulutunun, Güneşimizden 4 milyon kat daha büyük karadelik tarafından yok ediliş sürecinin ilk kez gözlemlendiğini bildirdi.

Almanya'nın Garching kentinde bulunan Max-Planck Dünya Dışı Fizik Enstitüsü'nde görevli Reinhard Genzel ve beraberindeki gökbilimci ekibi, yaklaşık 20 yıllık bir araştırma çerçevesinde, galaksimizin merkezinde yer alan devasa karadeliğin etrafındaki yıldızların hareketlerini inceliyor. Genzel'in önderliğindeki gökbilimciler, 2002'den bu yana karadeliğe hızla yaklaşan eşsiz bir gaz bulutunun yok oluş sürecini tespit etti. Buna göre bulut, geçtiğimiz 7 yıl içerisinde hızını iki kat artırarak saatte 8 milyon kilometre hızla karadeliğe yaklaşmaya başladı. Gaz bulutu, 2013'ün ortalarında karadeliğin olay ufkundan 40 milyar kilometre (yaklaşık 36 ışık yılı) uzaklıkta olacak.

280 derece sıcaklığıyla çevresini saran yıldızlardan çok daha soğuk olan bu toz ve iyonize gaz bulutu, çoğunlukla hidrojen ve helyumdan oluşuyor. Bulut, Samanyolu'nun kalabalık kalbinde onu çevreleyen sıcak yıldızlardan yayılan güçlü morötesi ışınımla parıldıyor.

Gözlem ile ilgili değerlendirmede bulunan Reinhard Genzel, "Gelecek 2 yıl çok ilginç olacak. Böyle dikkate değer büyük kütleli cisimler civarında maddenin davranışı hakkında son derece değerli bilgiler elde edilecek" dedi. Genzel'in ekibinden Stefan Gillesen ise, "Bir astronotun karadeliğe yaklaştığında spagettiye benzer şekilde uzaması bilim kurgudan alışkın olduğumuz bir fikir. Fakat şimdi, yeni keşfedilen bulut da bu deneyimden kurtulamayacak" ifadelerini kullandı.



Araştırma sonuçları 5 Ocak 2012'de bilim dergisi Nature'da yayınlanacak.


Cihan

Chrome, hem IE'yi hem de Firefox'u ezdi geçti!

Aylar önce olmaz denilen bugün gerçek oldu: Chrome, hem IE'yi hem de Firefox'u geçti!

Google'ın "ışık hızındaki tarayıcısı" gün geçtikçe daha çok seviliyor. StatCounter'ın yaptığı araştırma Google'ın sadece arama motoru pazarına değil tarayıcı pazarına da egemen olmaya başladığını gösteriyor. Kasım ayının son haftasında Chrome 15, yüzde 23,6 ile en popüler tarayıcı olurken, onu yüzde 23,5 ile IE8 izledi. Şu anda IE (bütün sürümlerin toplamıyla) liderliğine devam ediyor fakat bu ufak fark bile Chrome'un başarısını gözler önüne seriyor. Bir haftalık liderlik Google'ın Microsoft' a gözdağı vermesine yeter ve öyle gözüküyor ki Chrome ile IE'nin savaşı daha da kızışacak.

Sıralamalarla ilgili StatCounter'ın CEO'su Aodhan Cullen "Günlük sıralamaya baktığımızda, Chrome 14 ve 15 Ekim başından beri hafta sonları IE8' i alt ediyordu. Fakat ilk defa hafta içi 5 gün boyunca IE8' i geride bırakıyor. Öyle gözüküyor ki insanlar hafta sonları evlerinde Chrome kullanmayı tercih ediyorken artık işyerlerinin de favori tarayıcısı Chrome olmaya başlıyor" diyor.

Chrome'un bu başarısı Firefox için de kötü haber anlamına geliyor. Özellikle Aralık başında Firefox - Google arasındaki arama anlaşmasının da sona ermesi, Firefox'un daha da kan kaybetmesine neden oluyor. Buna rağmen Mozilla'dan halen bu konuyla ilgili bir açıklama gelmedi.

Teklopedi.com editörü olarak Google Chrome tavsiye ediyorum.

İndirmek için tıklayınız.

Japon firmasının hazırladığı animasyon filminde İstanbul Japonlar'ı mest etti - Video

Marmaray projesinde yüklenici Japon firması hazırladığı animasyon filminde tarihi yarımadanın görüntülerine yer verdi.


Marmaray projesinde yüklenici olan Japon TAISEI CORPORATION firması, hazırladığı tanıtım filminde İstanbul Boğazı'nın muhteşem manzarasına da yer verdi.

Firmasının internet sitesinde yer alan animasyonda İstanbul Boğazı ve Marmaray projesi genç bir mühendisin gözünden anlatılıyor.

Aselsan'dan özel harekat icadı

Zırhlı araç filosunu güçlendiren ve İnsansız Hava Aracı (İHA) alımı için bütçesine 9 milyon lira ödenek koyan Emniyet Genel Müdürlüğü, haberleşme alt yapısını modernize etmek için önemli bir projeyi hayata geçirdi. Son dönemde düzenlediği baskınlarla bölücü terör örgütü PKK'ya büyük darbe indiren Emniyet Teşkilatı için Doğu-Güneydoğu'daki 15 şehinde kullanılmak üzere "sayısal kriptolu" 10 bin telsiz alınacak.

DİNLENEMEYEN SİSTEM

İstihbarat Daire Başkanlığı, Doğu-Güneydoğu'da kullanılan polis telsizlerinin PKK mensuplarınca dinlenmesinin engellenmesi amacıyla yıl başında çalışma başlattı. Analog telsiz sisteminden biran önce sayısal kriptolu sistemine geçilmesi benimsendi. Bu amaçla çeşitli telsiz firmalarından görüş ve teklifler alındı. Osman Güneş'in İçişleri Bakanı olduğu dönemde yeni telsiz sisteminin kendilerinden tedarik edileceğine ilişkin ASELSAN'a yazılı taahhüt verildi. ASELSAN'da kamu güvenliği için özgün dijital/kriptolu telsiz sistemini geliştirdi.

Milli kriptolu kriptolu telsizler dinlenememesi dışında yol kontrolleri ve soruşturmalarda polisin işini kolaylaştıracak. Dijital DMR el, araç ve masa telsizleri 2012 yılı içinde; Diyarbakır, Mardin, Batman, Şırnak, Van, Hakkari, Tunceli, Bingöl, Bitlis, Urfa, Muş, Ağrı, Hatay ve Mersin gibi 15 il'e dağıtılacak. Proje 8 milyon liraya mal olacak. Bu sayede PKK'nın dağ ve şehir yapılanmasında faaliyet gösteren örgüt mensupları polisin telsizlerini hiçbir şekilde dinleyemeyecek.

GPS ÖZELLİĞİ VAR

2012'den itibaren kullanılmaya başlanacak dijital telsizler ile polisler birbirleri arasında veri gönderimi yapabilecek. GPS özelliği ile kırsal alandaki bir polisin yeri dahi nokta olarak bilinecek. ASELSAN, kendi özgün tasarımı olan sayısal telsiz sistemini uluslararası standartları uygun olarak geliştirdi. Emniyetten üst düzey bir yetkili, PKK'nın dinledikleri polis telsizine göre hareket ederek eylem öncesi ve sonrasına ilişkin plan yaptığını belirterek, "Örgüt telsiz haberleşmesine göre strateji belirliyordu. Alınan önlemleri ve kapama noktalarını öğreniyordu. Bundan sonra polis telsizlerini dinleyemeyecekleri için emellerine ulaşamayacaklar" dedi.

VERİ AKTARIMI İMKANI SAĞLIYOR

Milli kriptolu olarak geliştirilen sistem birçok özellik taşıyor. Telsiz üzerinden emniyetli ve süratli şekilde ses/veri (metin, grafik, kroki, resim vb.) haberleşmesiyle gerektiğinde telli veya mobil ortamdan kimlik kontrol, suç-suçlu sorgulama, parmak izi ve eşkal belirleme, coğrafi konum belirlenmesi gibi emniyet ve asayişe ilişkin faaliyetler birbirine entegre şekilde gerçekleştirilebiliyor. Sistemin sağladığı temel avantajlar ise şöyle:

* Analog sistemlerle uyumluluk: Halen kullanılmakta olan mevcut analog telsizlerle uyumlu. Analog sistemlerden sayısal teknolojiye geçişi kademeli olarak gerçekleştirme imkanı sunuyor.

* Mevcut Frekans Bantlarının Kullanımı: Kamu güvenliği kurumlarının sahip oldukları mevcut frekanslarda (UHF veya VHF) analog sistemlerle birlikte bir bozulmaya yol açmadan kullanılabiliyor.

* Milli Kripto: Sayısal kriptolu telsiz sisteminde tamamen milli kriptolar ile haberleşme emniyeti sağlanıyor. Ülke güvenliği açısından hassas bilgilerin korunması milli olarak korunuyor.


Bugün

Google aramalarına kar yağdırmaya ne dersiniz?

Dünyanın en çok kullanılan arama motoru Google, kullanıcılarına yılbaşı yaklaşırken hoş bir süpriz hazırladı. Google aramalarına kar yağdırmaya ne dersiniz?
Başarılı arama motoru ve hayatımızın her alanında yer alan yazılımlarıyla tanıdığımız Google, kullanıcılarına kar animasyonu süprizi yaptı. Arama kısmına "let it snow" (kar yağsın) yazınca pencerenin tamamı, yavaş yavaş yağmaya başlayan kar ile doluyor. Bu kar efektinin yanısıra, pencere üzerinde buğulanma da gerçekleşiyor. Buğuyu silmek için faremizin sol tıkını basılı tutarak pencere üzerinde gezinebiliyoruz. İlginç, basit ama eğlenceli olduğunu söylersek, yalan olmaz...


SDN

Asphalt 6: Adrenaline,ı AppStore'da ücretsiz indirin

Mobil dünyada oyun denilince akla gelen ilk isimlerden biri olan Gameloft’ın, hem AppStore’da hem de Android Market’te onlarca başarılı yapımı bulunuyor.Fiyat konusunda da oyun tutkunlarını memnun edecek bir politika izleyen geliştirici, oyunların ücretsiz olarak sunulması konusunda da çeşitli çalışmalar yapıyor.

Gameloft’ın en çok indirilen oyunlarından biri olan Asphalt’ı muhtemelen duymuşsunuzdur. Kusursuz grafikleri ile benzersiz bir araba yarışı deneyimi vaat eden Asphalt 6: Adrenaline, kısa bir süreliğine ücretsiz olarak kullanıcılara sunuldu. Sürecin ne zamana kadar devam edeceğine dair verilmiş hiçbir bilgi yok ancak çok da uzun sürmeyeceğini tahmin ediyoruz. Oyunu indirmek için hemen burada yer alan bağlantıyı kullanabilirsiniz.

42 farklı yarış aracının bulunduğu oyunda Lamborgini, Aston Martin, Ducati gibi dikkat çekici markaların gerçekçi 3D modellemeleri yer alıyor. Online ve yerel ağ üzerinden oynanabilen 6 yarış modu mevcut. Kariyer modunu açtığınızdaysa 11 farklı lig ve 55 farklı yarış sizi bekliyor.

Sony Ericsson'u tarihe gömecek cep telefonu internet aleminde !

Sony'nin Sony Ericsson'ın kalan hisselerini de alarak Sony markası altında cep telefonu sektöründe varlığını sürdüreceğini açıklamasının ardından "Sony" marka telefonların en geç gelecek yılın ikinci yarısında ortaya çıkacağı düşünülüyordu.

Ortaya çıkan bir fotoğraf ise Ericsson'sız Sony telefonu gözler önüne serdi. CES 2012 fuarında tanıtılması beklenen telefonun bu fotoğrafı İsveçli bir sitede yer aldı.

1GHz çift çekirdek işlemciyle çalışan ve 4 inç'lik qHD ekrana sahip olan cihaz, 8 megapiksel dahili bir kamera kullanıyor. 1 GB RAM'i ve 16 GB da ROM'u bulunan cihazla ilgili daha ayrıntılı bilgiye sanırız fuar gerçekleşirken vakıf olacağız.


Chip

Aydın'lı incirci Süper Efe, internette izlenme rekorları kırıyor. - Video

Aydınlı incir üreticilerinin hazırladığı tanıtım, internette izlenme rekorları kırıyor.
 Aydın'ın milli meyvesi inciri tanıtmak amacıyla bugüne kadar yapılan çalışmalara Adnan Menderes Üniversitesi Basın ve Halkla İlişkiler Bürosu'nda sözleşmeli kameraman olarak çalışan Aydınlı Kerem Sarı da, kısıtlı imkanlarla çektiği kısa reklam filmiyle destek verdi.

Sarı, çektiği 1 dakika 51 saniyelik reklam filmiyle internet ortamında izlenme rekorları kırarken, her yıl milyonlarca lira harcanarak yapılmaya çalışılan incirin tanıtımına da bedava katkı sağladı.


TTNET Tivibu aboneleri 1 ayda 1 milyon video izledi

TTNet'in Tivibu platformunda en çok seyredilen filmler, bunlar oldu! İşte çarpıcı rakamlar...

TTNET'in Tivibu platformunda, Kasım ayında izlenen video sayısı 1 milyonu aştı. Tivibu aboneleri, Kasım ayında Tivibu Web'de 796 bin 323, Tivibu Ev'de ise 483 bin 17 video izledi.

Yüzlerce kanalı ve binlerce farklı içeriği izleme olanağı sunan Tivibu platformunda özellikle Tekrar-İzle klasörü altında yer alan videolar yoğun ilgi görüyor. Kasım ayı boyunca Tivibu Ev ve Web platformlarında en çok izlenen filmlerin başında ise "Recep İvedik 3", "Çakallarla Dans" ve "Aşk Tesadüfleri Sever" geliyor.

Tivibu platformunda çeşitli başlıklarla sunulan pek çok içerik izleyiciler tarafından beğeniyle izleniyor. Tivibu'da şu ana kadar en çok izlenen belgesel "Beyin", en yoğun ilgiyi gören çocuk içeriği "Winx Club" oldu. "Sihirli Annem" dizisi diziler arasında en çok izlenen içerik olarak öne çıkarken, müzik içerikleri arasında en çok ilgiyi Hadise'nin "Aşk Kaç Beden Giyer" klibi gördü.

2010 yılının Şubat ayında Tivibu Web ile yayın hayatına başlayan Tivibu platformu, Türkiye internet trafiğinde önemli bir yer tutuyor.

Kasım ayı ele alındığında Türkiye internet trafiğinin yüzde 30'u Youtube hariç video izleme, yüzde 29'u internette sörf yapma, yüzde 20'si dosya indirme, yüzde 10,5'i Youtube, yüzde 3,3'ü Tivibu, yüzde 3'ü Facebook, yüzde 0,3'ü oyun, yüzde 0,9'u anlık mesajlaşma ve yüzde 3'ü "diğer faaliyetler" olarak dağılıyor.

Tivibu Web, yayına başladığı ilk günden itibaren, yayıncılıkta inisiyatifi izleyiciye veren yeni bir dönemi başlattı. Tivibu Web'in içerisinde şu anda 99 kanal yer alıyor. 2011 yılı şubat ayında lansmanı yapılan ve şu an 31 ilde hizmet veren Tivibu Ev 30 bini aşkın aboneye sahip. Tivibu Ev'de 11'i HD, toplam 122 TV kanalı bulunuyor.

Tivibu kullanıcıları yerli ve yabancı olmak üzere ayda 500'den fazla filmi, 1200'e yakın diziyi, 2000'den fazla belgesel, müzik klibi ve çocuk içeriğini, istediği an izlemeye başlayabiliyor. Tivibu platformunda yer alan içeriklerin sayısı her geçen gün artmaya devam ediyor.

Basın bülteninden derlenmiştir.

Samuel Eto'ya 15 maç ceza

Kamerun Futbol Federasyonu, milli takımın geçen kasım ayında oynanması planlanan Cezayir maçına çıkmaması nedeniyle, takım kaptanı Samuel Eto'o'ya 15 maç ceza verdi.

Federasyonun kararında, Eto'o'nun karara itiraz etmek için 10 gün süresi bulunduğu belirtildi. Eto'o, Kamerun'un 2013 Afrika Uluslar Kupası ve 2014 Dünya Kupası elemelerinde yapacağı birçok maçta görev alamayacak.

Kamerun Milli Futbol Takımı oyuncuları, Fas'ta katıldıkları bir turnuva nedeniyle kendilerine vadedilen primleri alamadıklarını belirterek, Cezayir ile 15 Kasım'da deplasmanda oynayacakları hazırlık maçına gitmemişlerdi.

Cezayir, Kamerun'dan 1 milyon dolar tazminat istemiş, Kamerun Futbol Federasyonu Disiplin Komisyonu, Eto'o ile birlikte Spor Bakanlığı yetkilileri, milli takım teknik direktörü Denis Lavagne ve yardımcısının ifadesini almıştı.
 
Support : Creating Website | Johny Template | Mas Template
Copyright © 2011. Ozkanin.Blogspot.Com - All Rights Reserved
Template Created by Creating Website Inspired by Sportapolis Shape5.com
Proudly powered by Blogger