Çarşamba, Mart 14, 2012

Okçuluk Sporu nedir, nasıl oynanır, kuralları nelerdir, malzemeleri nelerdir?


Okçuluk Sporu Hakkında Bilgiler
Kökeni insanoğlunun avcılık günlerine dayanan, oku bir yay aracılıyla hedefe göndermeyi amaçlayan spor dalı. Okçuluk ilk kez 1904 yılında olimpiyat programına alındı. Bu branşta ilk dönemlerde Fransa, Belçika ve İngiltere başarılı sonuçlar almış, daha sonraki dönemlerde Amerika, Sovyetler Birliği, Iskandinav ülkeleri ve İtalya bu ülkeleri izlemiştir.
Okçuluk Tarihçesi :
Kökeni insanoğlunun avcılık günlerine dayanan, oku bir yay aracılığıyla hedefe göndermeyi amaçlayan spor dalı.
Okçuluk ilk kez 1904 Yaz Olimpiyatları’nda olimpik programa alınmış, 1972′den beri aralıksız olarak programlarda yer almaktadır.
Bu branşta ilk dönemlerde Fransa, Belçika ve Büyük Britanya söz sahibiyken, daha sonraki dönemlerde ABD, Rusya, İskandinav ülkeleri, İtalya ve Kore bu ülkeleri izlemiştir.
Kemankeşlik :
Kemankeşlik; Osmanlı İmparatorluğu döneminde yapılan bir okçuluk sporudur. Kemankeşlik sporunun araçları olan ok ve yay için ise;
1- Ok :
Okun boyu “gez” olarak ölçülür. Bir gez yaklaşık olarak 65 – 70 cm. civarındadır, çeşitli ahşap malzemelerden (çam ağaçlarının kuzey rüzgarı alan kısımlarından) veya bambu kamışından yapılır.
Ok ucuna “demren” ya da “temren” adı verilir, kemik veya demirden yapılır.
Okun son kısmı olan tüy kısmına ise “yelek” adı verilir, genelde kuğu, kartal tüyleri kullanılır, ucunda temreni olan oklara işlevine göre gerektiğinde yelek takılmaz.
2- Yay :
Osmanlı yayı ise son derece işlevsel, aynı zamanda kısa, kullanımı kolay ve “pek”, yani oldukça sert yaylardır.
Yay ipine Tirkeş veyahut Çile adı da verilir. Tirkeş, genelde koyun bağırsağından olabileceği gibi ibrişimden de imal edilir.
Yaylar genelde filmlerde görüldüğü gibi sürekli olarak gergin durumda değillerdir. Normal durumda tirkeş ve yay gerilimsiz ve gevşek bir şekilde durur, kullanılacağı zaman ise yay kurulur. Yay terse doğru kurulmaktadır ve oldukça güç gerektiren bir iştir.
Oklar Hakkında Genel Bilgi :
Bir oku ok gövdesi, ok ucu, yelek ve arkalık olmak üzere dört bölüm halinde incelemek mümkündür.
Günümüzde ok gövdeleri ahşap, fiberglas, alüminyum, karbon ve alüminyum-karbon kompoziti olarak yapılmaktadır. Ahşap oklar geleneksel okçuluğa meraklı bir avuç romantik tarafından kullanılmaya devam etmektedir. Modern ekipman ile hedef okçuluğu çalışanlar tarafından iltifat görmemeleri ağacın fiziki özelliklerinden kaynaklanan zaaflardandır.
Ahşap okların ağırlık ve spin açısından birbirlerine yakın değerlerde üretilmeleri zordur. Ayrıca ahşap oklar dayanıksızdır da. Masif fiberglas oklar, ağır olmaları sebebiyle fazla ilgi görmemekte, ağır ve suya mukavim oluşları sebebiyle, daha çok ok ve yayla balık avlayanlarca tercih edilmektedirler.
Alüminyum oklar, üretim tekniği sayesinde ağırlık ve spin olarak birbirlerine çok yakın yapılabilirler. Dayanıklıdırlar, ancak uzun mesafe hedef atışları için ağırdırlar. Hedef okçuluğunda en çok kullanılan oklar karbon ve alüminyum-karbon kompoziti (A/C/C) oklardır.
Bunlar diğer ok türlerine göre nispeten pahalı olmakla beraber hafif ve sağlamdırlar. Uzun mesafe atışlarında çarpraz hava akımlarından fazla etkilenmezler. Spin değeri ve ağırlık bakımından çok düşük toleranslarda üretilebilirler.
Ok uçları, hizmet ettikleri amaca uygun olarak taş, kemik, boynuz, metal kullanılarak yapılmıştır. Günümüzde hedef uçlarında çelik; av uçlarında ise çelik, alüminyum alaşımları ve lastik kullanılmaktadır.
Okun arkasında, hava sürtünmesi yoluyla ok uçuşunu düzelten bir kuyruk takımı vardır. Üç veya dört tüyden oluşan ve dümen işlevi gören bu takıma “yelek” denir. Eskiden beri doğal kuş tüylerinden yapılan yelek için günümüze plastik kullanılmaktadır.
Plastik yelekler fizik kuvvetlere ve neme daha dayanıklı olduklarından, doğal tüyleri neredeyse tamamen tahtından indirmişlerdir. Doğal tüyler geleneksel okçuluk meraklısı kitle tarafından hala kullanılmaktadır. Dört parçalı yelek kullanımı da hemen hemen terk edilmiştir.
Ok gövdesinin arkasında, okun kirişe takılmasını sağlayan bir kertik vardır.
Günümüzde “arkalık” adını almıştır. Geçmişte arkalık, ok gövdesinin arkasının direkt yontulması ile yapılabildiği gibi; ağaç, kemik, boynuz gibi bir materyalden şekillendirilip gövdeye yapıştırıldığı da olurdu. Bugün arkalıklar plastikten yapılmakta; ok gövdesinin çapı ve yapıldığı materyale bağlı olarak muhtelif metodlarla okun arkasına monte edilmektedir.
Okçuluk Sporu :
Güç, koordinasyon ve sabır, işte iyi bir okçuda bulunması gereken üç ana özelliktir. Doğal ki her sporcudan beklenen çalışkanlık ve hırs da bunlara eklenince, iyi bir Okçuluk sporcusunu tanımlamış oluruz.
12-14 yaşları, okçuluğa başlamanın en uygun dönemidir. İyi bir ok atıcısı olmak için de 1,5 ya da 2 yıl gerekir. Başlangıç döneminden gençlere (16-18 yaş) geçtikten sonra 18 yaş üstü, yani büyükler klasmanına ulaşırsınız ki bu da 4-6 yıl gibi bir zamanı kapsar. Günde 3-4 saat, haftada en az 5 gün antreman gerekir.


Ziyaretçimizin paylaşımıdır

OKÇULUK NEDİR ?
İnsanlığın varoluşuyla eş zamanlı olarak ok ve yay insanla birlikte gelişmiştir. Ok ve yay; insanın silahı,arkadaşı,sırdaşı ve güvencesi olmuş, her uygarlık ok ve yayı biraz daha geliştirmiş, günümüze kadar getirmişlerdir. Ama temelde çalışma prensibi değişmemiştir ; bir ağaç dalı iki ucundan bir sicimle gergin olarak bağlanıp ve daha ince ucu sivriltilmiş düz bir dalıda sicimin üstüne yerleştirip,dalın esneme gücü sayesinde sicimi çekerek dalı gerip sivri uçlu dal parçasını uzağa fırlatmak, ok atmaktır.Okçuluk; insan, yay ve oktan oluşur,amaç uzaktaki hedefi vurmaktır.Okçuluk günümüzde son derece modern malzemelerle ve kurallar çerçevesinde yapılan olimpik bir spor dalıdır.Ok atmanın en güzel tarafı uzaktaki bir cismi vurmanın hazzıdır.Okçuluk sporu yapılırken ilk önce emniyet tedbirleri alınmalıdır, ikinci olarakta ok ve yayın güvenilirliğinin denenmesi gelir.
Dünya’ya okçuluğu öğreten Osmanlı’lar olmuştur. Avrupalı okçuların rekor ok atışları 300 m. iken, Osmanlılarda 600 m.ye ok atamayan okçu olamıyordu. Yıllarca Ok Meydanlarında talim yapılıp rekor ok atışları yapılmıştır. Osmanlılar zamanında kuralları konulup, bu günkü kulüp anlayışında dernekler kurulup, usta çırak ilişkisi esasına dayalı, hem sporcu anlamında hemde asker anlamında okçu yetiştirilmiştir.
Günümüzde okçuluk sporu,açık hava okçuluğu ve salon okçuluğu olarak yaz kış yapılabiliyor. Açık hava okçuluk mesafeleri 90 m. ile 30 m. arasında değişmektedir. Salonda 18 m.den ok atışı yapılır.Tabii ki kurallara bağlı kalınarak yapılan okçuluk sporu olimpiyatlarda da yer almaktadır.Olimpik dalda Dünya’da en başarılı ülke Kore’dir.
Okçulukta yaş sınırı yoktur,60 yaşında Dünya şampiyonu olmuş sporcular vardır, bu nedenle her yaş kesimi tarafından tercih edilir.
Okçuluk Tarihçesi :
Kökeni insanoğlunun avcılık günlerine dayanan, oku bir yay aracılığıyla hedefe göndermeyi amaçlayan spor dalı.
Okçuluk ilk kez 1904 Yaz Olimpiyatları’nda olimpik programa alınmış, 1972′den beri aralıksız olarak programlarda yer almaktadır.
Bu branşta ilk dönemlerde Fransa, Belçika ve Büyük Britanya söz sahibiyken, daha sonraki dönemlerde ABD, Rusya, İskandinav ülkeleri, İtalya ve Kore bu ülkeleri izlemiştir.
Kemankeşlik :
Kemankeşlik; Osmanlı İmparatorluğu döneminde yapılan bir okçuluk sporudur. Kemankeşlik sporunun araçları olan ok ve yay için ise;
1- Ok :
Okun boyu “gez” olarak ölçülür. Bir gez yaklaşık olarak 65 – 70 cm. civarındadır, çeşitli ahşap malzemelerden (çam ağaçlarının kuzey rüzgarı alan kısımlarından) veya bambu kamışından yapılır.
Ok ucuna “demren” ya da “temren” adı verilir, kemik veya demirden yapılır.
Okun son kısmı olan tüy kısmına ise “yelek” adı verilir, genelde kuğu, kartal tüyleri kullanılır, ucunda temreni olan oklara işlevine göre gerektiğinde yelek takılmaz.
2- Yay :
Osmanlı yayı ise son derece işlevsel, aynı zamanda kısa, kullanımı kolay ve “pek”, yani oldukça sert yaylardır.
Yay ipine Tirkeş veyahut Çile adı da verilir. Tirkeş, genelde koyun bağırsağından olabileceği gibi ibrişimden de imal edilir.
Yaylar genelde filmlerde görüldüğü gibi sürekli olarak gergin durumda değillerdir. Normal durumda tirkeş ve yay gerilimsiz ve gevşek bir şekilde durur, kullanılacağı zaman ise yay kurulur. Yay terse doğru kurulmaktadır ve oldukça güç gerektiren bir iştir.
Okçuluk Sporu :
Güç, koordinasyon ve sabır, işte iyi bir okçuda bulunması gereken üç ana özelliktir. Doğal ki her sporcudan beklenen çalışkanlık ve hırs da bunlara eklenince, iyi bir Okçuluk sporcusunu tanımlamış oluruz.
12-14 yaşları, okçuluğa başlamanın en uygun dönemidir. İyi bir ok atıcısı olmak için de 1,5 ya da 2 yıl gerekir. Başlangıç döneminden gençlere (16-18 yaş) geçtikten sonra 18 yaş üstü, yani büyükler klasmanına ulaşırsınız ki bu da 4-6 yıl gibi bir zamanı kapsar. Günde 3-4 saat, haftada en az 5 gün antreman gerekir.
Antreman Programı :
A) Yüzme Kondisyonu :
Pazartesi : Yarı-Olimpik havuz (25 metre), 30 tur; 750 metre
Çarşamba : Yarı-Olimpik havuz (25 metre), 40 tur, 1000 metre
B) Ağırlık Çalışması :
Salı : Dinlenme
Perşembe : Dinlenme
Cuma : Ağırlık Çalışması
Pazar : Antreman ve ağırlık çalışması
Ağırlık Çalışması :
1- Isınma esnetme
2- Üst Göğüs
3- Sırt
4- Bench-press
5- Sağ kol dumble
6- Sol kol dumble
7- Triceps: Sağ ve sol kol
8- Biceps

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder